“Ümmetin İhtilafı Rahmettir” sözünü açıklar mısınız?

SORU: “Ümmetin İhtilafı Rahmettir” sözünü açıklar mısınız?

CEVAP:

Ulemanın ihtilâfı, rahmet eserlerindendir. İhtilaf ne kadar çok olursa, rahmet de o kadar bol olur…

İhtilâftan murad, müçtehitler arasında fer’î meselelerde cereyan eden ihtilâftır. Yoksa mutlak ihtilâf değildir. Evet, mezhep imamlarının ihtilâfı ümmet için bir genişlik ve kolaylıktır. Nitekim “Tatarhâniyye” isimli eserde izah edilmiştir. Bu söz halkın dillerinde dolaşan meşhur bir hadis-i şerife işaret etmekte olup bu hadis şudur: “Ümmetimin ihtilâfı rahmettir…” “el-Makâsıdü’l-Hasene” adlı kitapta bu hadisi Beyhakî’nin munkatı’ bir senetle İbn-i Abbas (r.a)’dan şu sözle rivayet ettiği bildiriliyor: Rasûlullah (s.a.v) buyurdular ki: “Size Allah’ın kitabından bir delil bulunursa, onunla amel etmek icap eder ve bunun terki hakkında hiçbir kimsenin özrü olamaz. Şayet Allah’ın kitabında yoksa o zaman benden bir Sünnete müracaat edip/amel etmek gerekir. (Bu hususta) benden bir Sünnet yoksa Ashabımın söyledikleri ile amel edilir. Şüphesiz benim Ashabım gökteki yıldızlar mesabesindedir, hangisinin kavli ile amel etseniz hidayeti bulursunuz. Ashabımın ihtilâfı sizin için bir rahmettir…”[1] İbn-i Hâcib bu hadisi “Muhtasar”’ında şu sözlerle nakletmiştir: “Ümmetimin ihtilâfı insanlar için rahmettir…”

Suyûtî, Ömer İbn-i Abdülaziz’in şu sözünü nakleder: “Eğer Muhammed (s.a.v)’in Ashabı ihtilaf etmemiş olsalardı, sevinmezdim. Çünkü onlar ihtilaf etmeselerdi ruhsat (diye bir şey) husule gelmezdi…”

Hatîb Bağdâdî’nin beyanına göre Harun Reşîd, İmam Malik b. Enes’e; “Ey Ebû Abdullah! Şu kitapları, -yani İmam Malik’in kitaplarını- yazalım da, ümmetin amel etmelerini sağlamak için İslam âlemine dağıtalım” demiş. İmam Malik ise şöyle cevap vermiştir; “Ya Emîre’l-Mü’minîn! Ulemanın ihtilâfı, Allah Teâlâ’nın bu ümmete bir rahmetidir. Herkes, kendi katında sahih olana tabi oluyor ve ulemanın hepsi hidayet üzeredir. Hepsi Allah Teâlâ’nın rızasını talep etmektedir…” (İbn-i Âbidîn, Mukaddime)

 

[1] Molla Aliyyü’l-Kârî Suyûtî’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Bu hadisi, Nasr-ı Makdisî “el-Huccet” de, Beyhakî de “er-Risâletü’l-Eş’ariyye” de senetsiz olarak rivayet etmişlerdir.” Aynı hadisi, Huleymî, Kâdı Hüseyin ve İmamü’l-Harameyn ve diğer zevat da rivayet etmişlerdir. İhtimal, bu hadisi bizim muttali olamadığımız hâfızların kitaplarında bulmak da mümkündür…

 

Bu yazı yorumlara kapalı.