Ulemanın yanında ilimlerin pişip yanmasından murad nedir? Buna göre ilimler kaç kısımdır? Dört Mezhebin dışında yeni bir yol/ekol açılması caiz midir?

SORU: Ulemanın yanında ilimlerin pişip yanmasından murad nedir? Buna göre ilimler kaç kısımdır? Dört Mezhebin dışında yeni bir yol/ekol açılması caiz midir?

CEVAP:

“el-Eşbâh”’da beyan edildiğine göre ilimler üç nevidir;

1 – Pişmiş fakat yanmamış ilim, Nahiv ve Usûl ilimleri gibi

2 – Ne pişmiş ne yanmış ilim, Beyân ve Tefsir ilimleri gibi

3 – Hem pişmiş hem yanmış ilim, Hadis ve Fıkıh ilimleri gibi

İlmin pişmesinden murad; kaidelerinin yerleşmiş, fürûlarının kısım kısım ayrılmış olması (teferruatının zaptedilmiş) ve meselelerinin izahının tamamlanmış/açıklanmış olmasıdır…

İlmin yanmasından murad ise; yukarıda zikredilen bu hususlarda son dereceye varmasıdır…

1- Nahiv ve usûl ilmi: Nahiv ve Usûl ilimleri, anlatılan bu hususta nihai dereceye varmamışlardır… Zahire bakılırsa Usûl’den murad, Usûl-ü Fıkıh ilmidir. Çünkü Usûl-ü Akâid ilmi tahrîr ve tenkîh’de[1] nihai dereceye varmıştır…

2- Beyân ilmi: Beyân ilminden murad, üç çeşit ilme yani Bedî’, Beyân ve Meânî’ye şamil olan ilimdir. Onun için Zemahşerî, “diğer ilimlere nazaran İlm-i Beyân’ın mevkii, yere nazaran semanın mevkii gibidir” demiştir… Ulema, bütün Kur’ân’ın belâgat, fesâhat, nükte ve bedâyiîne vâkıf olamamışlardır. Onların bu hususta bildikleri pek az şeylerdir… Allah Teâlâ da; “de ki: “Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’ân’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler” buyurmuştur. (İsrâ, 17/88) İns ve cinin buna kâdir olamaması onun belâgatındandır…

3- Tefsir ilmi: Kur’ân’ın tefsiri hakkında Suyûtî “el-İtkân” isimli eserinde şunları söylemiştir: “Filhakika Kur’ân Levh-i Mahfuz’dadır. Onun her harfi Kafdağı gibidir ve her ayetin altında öyle tefsirler vardır ki, onları Allah’tan başka kimse bilemez…”

4- Hadis ilmi: Hadis ilmi, hem yanmış hem pişmiştir. Çünkü ondan maksad tamamlanmıştır, şöyle ki, Muhaddisler -Allah cümlesini hayırla mükâfatlandırsın- hadis ricâlinin isimleri, nesepleri ve isimleri arasındaki farkları hususunda kitaplar telif etmiş, öğrenip ezberlemesi zayıf olanları ve rivayeti fasit olanları açıklayıp ortaya koymuşlardır. Bu zevattan bazıları yüz bin, bazıları üç yüz bin hadis ezberlemiş, sahabeden Nebî (s.a.v)’den hadis rivayet edenleri münhasıran bildirmiş, hükümleri ve o hükümlerden muradın ne olduğunu açıklamışlardır. İşte böylelikle hadisin hakikati açıklanmıştır…

5- Fıkıh ilmi: Fıkıh da hem yanmış hem pişmiştir. Çünkü muhtelif/değişik yerlerde yaşayan insanların çeşitli hâdiseleri ya aynen (telif edilen fıkıh kitaplarına) yazılıp toplanmış yahut onlara delalet eden şeyler izah edilmiştir. Hatta Fukahâ, hiç vuku bulmayan yahut nadiren başa gelen şeylerden bile söz etmişlerdir. (Nadir olan meseleler); nassan beyan edilmeyen meseleler nadirdir. Bazen de bir mesele nassan beyan edildiği halde onu görmek/tetkik etmek isteyen kimse, o nas’sı yerinde araştıramadığı yahut nas’ta yazılanı anlayamadığı için istifade edemez, (işte bu hususta da yine Fukahâ devreye girerek nas’larda zikredilen meselelerden ne anlaşılması gerektiğini izah etmişlerdir)…

Fıkıhtan murad, bizim mezhebimizle diğer mezheplerdir. Bu manaya fıkıh asla ziyade kabul etmez. Dört Mezhebin dışında yeni bir kavil icat etmek caiz değildir… (İbn-i Âbidîn, Mukaddime)

 

[1] Tenkîh; araştırılıp, hakikatine varılması,  gözden geçirerek düzeltme ve tashih yapılmasıdır…

 

Bu yazı yorumlara kapalı.