Ekin ve meyvenin, bir sene veya birkaç seneye ait öşrünü önden vermek caiz midir?

SORU: Nisap miktarı mala sahip kimsenin, sene dolmadan önce, hem o yılın hem de gelecek yılların zekâtını önden vermesinin caiz olduğunu öğrendik. O halde öşür hakkında ne dersiniz?

CEVAP:

Ekin ve meyvenin, bir sene veya birkaç seneye ait öşrünü önden vermek caizdir…

Zira zekât mevzusunda, nisap miktarı mala sahip bir kimsenin, sene dolmadan önce hem o yılın hem de gelecek yılların zekâtını vermesi, zekât (vermenin) vacip olma zamanı gelmeden önce zekâtın eda edilmesi demektir. Bundan dolayı bu durum, “sebep (yani nisap) mevcut olduktan sonra lakin vacibi eda vaktinden önce, önden vermek” manasına gelmektedir…

Keza ekin ve meyve meselesinde de böyledir ve (bu mevzuda “önden verme” hususu ise şöyledir); Burada sebep, -(mahsulün) hakikaten yerden bitmesiyle- üretici olan yer (topraktır). Öşrü eda etmenin vakti ise mahsulün olgunlaşma vaktidir. Eğer bu vakitten önce öşrü eda ederse, “sebep mevcut olduktan sonra lakin eda vaktinden önce vermek” manasına gelmektedir. (Öyleyse öşürde önden vermekten murad), mahsul yerden bitip henüz olgunlaşmadan yani öşrü eda vakti gelmeden önce vermek demektir…

Nebatın (ekilen şeylerin) yerden bitmesinden ve meyvenin de belirmesinden önce öşür vermenin caiz olup olmaması meselesine gelince; (ekini) ekmeden veya (meyveyi) dikmeden önce öşrü vermek ittifakla caiz değildir, zira bu, sebep bulunmadan önce vermek olur. Tıpkı nisaba -ki zekâtın sebeb-i vücûbudur- malik olmadan zekât vermenin (caiz olmadığı gibi). Keza nebatın (ekilen şeylerin) yerden bitmesinden ve meyvenin de belirmesinden önce öşür vermek, sahih olan kavle göre caiz değildir…

Aynı bahsin sonunda, sebeb-i vücûbun mevcut olmasıyla, vacibin edasının vacip olduğu vakitten önce yerine getirilmesi mevzusunda şunlar söylenmiştir: Bir kimse muayyen bir gün oruç tutmayı nezrederde onu o muayyen günden önce tutarsa, Ebû Yusuf’a göre caiz, Muhammed’e göre ise caiz değildir. Keza, namaz ve itikâf (nezretmek) de aynı ihtilaf üzeredir…

Keza bir kimse, “falan sene haccedeceğim” diye nezreder de, tayin edilen seneden önce haccederse, Şeyhayn’a göre caiz, İmam Muhammed’e göre ise caiz değildir…

(Burada işin özü iki şeydedir; sebeb-i vücûb ve vakt-i edâi’l-vücûb. Zekâtın sebeb-i vücûb’u nisaptır, vakt-i edâi’l-vücûb’u ise üzerinden sene geçmesidir. Mesele ise şudur; sebeb-i vücûb bulunduktan sonra vakt-i edâi’l-vücûb’u beklemeden zekât eda edilebilir mi? Cevap, evet edilebilir.

Öşrün sebeb-i vücûb’u ise mahsulün hakikaten yerden bitmesiyle üretici olan yer (topraktır), vakt-i edâi’l-vücûb’u ise mahsulün olgunlaşmasıdır. Mesele ise şudur; sebeb-i vücûb bulunduktan sonra vakt-i edâi’l-vücûb’u beklemeden öşür eda edilebilir mi? Cevap, evet edilebilir. Dipnottaki, nezredilen oruç, namaz, itikâf ve hac meseleleri de bu usul üzere tetkik edilmelidir.) (İbn-i Âbidîn, Zekât Bahsi)