89. Menkıbe… Hz. Pîr’in Şeyh Ebû Muhammed’e nazar etmesi, müşahedesini açması ve şanının yüce olacağını haber vermesi

SEKSEN DOKUZUNCU MENKIBE

(Hz. Pîr’in Şeyh Ebû Muhammed’e Nazar Etmesi, Müşahedesini Açması ve Şanının Yüce Olacağını Haber Vermesi)

Kudve Şeyh Ebû Muhammed Ali b. Ebû Bekir Yakubî’den rivayetle, dedi ki:

– Efendim Ebû Hasan Ali b. Hîtî (r.a) elimi tuttu ve Efendim Şeyh Muhyiddin Abdulkadir (r.a)’a getirdi ve ona:

– Bu benim evladımdır, dedi. Bunun üzerine (Şeyh) üzerindeki elbiseyi çıkarttı, onu bana giydirdi ve bana:

– Ey Ali! Afiyet (sağlık-sıhhat) elbisesini giydin mi? dedi.

(Şeyh Ebû Muhammed Ali devamla) dedi ki:

– Onu giymiş bulunduğum altmış beş sene içerisinde şikâyet ettiğim bir ağrım olmadı.

(Şeyh Ebû Muhammed Ali) dedi ki:

– Aynı şekilde (Şeyh Ali b. Hîtî) beni yine (Şeyh Abdulkadir’e) getirdi ve bana:

– Ondan bâtınî bir hırka iste, dedi. (Ben de istedim). Bunun üzerine (Şeyh Abdulkadir) biraz başını öne eğip durdu ve ondan çıkıp bana ulaşan (bitişen) nurdan bir şimşek gördüm. Hemen o an kabir ashabını ve hâllerini, makamlarında da melekleri görür oldum. Onların çeşitli dillerdeki tesbihlerini işittim. Her insanın alnındaki yazgıyı okudum ve büyük hâller apaçık şekilde bana keşfolundu. Bunun üzerine (Şeyh Abdulkadir) bana:

– Al onu, korkma, dedi.

Şeyh Ali (b. Hîtî)’de ona:

– Onun aklının gitmesinden korkuyorum, dedi.

Bunun üzerine (Şeyh Abdulkadir) eliyle göğsüme vurdu ve içimde serap şeklinde bir şey gördüm. Böylece gördüğüm ve işittiğim bir şeyden korkmaz oldum. Hâlâ şu ana kadar melekût (âleminin) yollarında o şimşeğin nuruyla aydınlanıyorum…

 

————————————–

 

(Şeyh Ebû Muhammed Ali) dedi ki:

– Bağdat’a ilk girişimde, ne bir kimseyi ne de bir yeri bilmiyordum. (Sonra) güzel bir medreseye yöneldim, o da, Efendim Şeyh Abdulkadir (r.a)’ın medresesi idi. O zaman orada benden başka kimse yoktu. (Medresedeki) bir evin içinden bir münadinin (hizmetliye) şöyle dediğini işittim:

– “Ey Abdurrezzak çık ve orada kim var bak.” Dedi ki: O da çıkıp (baktı), (tekrar) girdi ve;

– Orada esmer bir çocuktan başka kimse yok, dedi.

Bunun üzerine (içerideki münadi):

– O çocuğun şanı yüce olacak, dedi ve sonra Şeyh (Abdulkadir) ekmek ve yemekle çıkıp bana geldi. Bundan önce onu hiç görmemiştim. Ona tazim için ayağa kalktım. Bana:

– Ey Ali,  buraya (gel), dedi ve yemeği önüme koydu. Bana:

– Allah senden istifade ettirsin, diye üç defa tekrarladı. (Sonra devamla): “Öyle bir zaman gelecek ki sana muhtaç olunacak ve alem (sembol) olacaksın, dedi.

(Şeyh Ebû Muhammed) dedi ki: “Ben (şimdi) Şeyh Abdulkadir (r.a)’ın duası içindeyim (onu yaşıyorum)…

(Hulâsatu’l-Mefâhir fî Menâkıbı’ş-Şeyh Abdulkâdir)

Bu yazı yorumlara kapalı.