77. Menkıbe… Hz. Pîr’in, öldürülmesi ve malının çalınması takdir edilmiş bir tacire garanti vermesi ve Allah’a niyazda bulunarak öldürülme vakasının uykuda, malının çalınması vakasının da unutma olarak tebdil edilmesi

YETMİŞ YEDİNCİ MENKIBE

(Hz. Pîr’in, Öldürülmesi ve Malının Çalınması Takdir Edilmiş Bir Tacire Garanti Vermesi ve Allah’a Niyazda Bulunarak Öldürülme Vakasının Uykuda, Malının Çalınması Vakasının da Unutma Olarak Tebdil Edilmesi)

Daha önce zikri geçen Şeyh Ebû Suud ve Şeyh Ebû Abbas Ahmet b. Ali Sarsarî’den rivayetle, dedi ki:

– Tacir Ebû Muzaffer Hasan b. Temîm Bağdadî, beş yüz yirmi bir senesinde Şeyh Hammâd Debbâs (r.a)’ın yanına geldi ve;

– Ey Efendim! Benim için Şam’a gidecek olan ve içinde yedi yüz dinarlık mal (taşıyan) bir kafile hazırlandı, dedi. Bunun üzerine ona:

– Eğer bu sene sefer edersen, öldürülürsün ve malın da alınır (çalınır), dedi. Böylece onun yanından hayal kırıklığına uğramış (üzüntülü) bir halde çıktı ve o gün henüz genç olan Şeyh Abdulkadir (r.a)’a rastladı. Şeyh Hammâd’ın dediklerini ona söyledi. Bunun üzerine (Şeyh) ona:

– Sefer et, sağ salim gider, kazançla dönersin. Bu husustaki garanti de benim üzerime aittir, dedi.

Böylece (o tacir) Şam’a sefer etti ve mallarını bin dinara sattı. (Sonra) bir gün bir dağda insanların ihtiyacını gidermesi için yapılmış sulama yerine girdi ve bin dinarı sulama yerindeki bir rafın üzerine koydu. (Sonra da) o (parayı orada) unuttu ve çıktı. Konakladığı yerdeki meskenine geldi. Uyku bastırdı ve uyudu. Rüyasında “bir kafilede idi, önüne eşkıya çıkmıştı, (eşkıyalar malları) yağmalayıp çaldılar ve kafilede olanları da öldürdüler. Eşkıyadan biri de geldi, onu mızraklayıp öldürdü.” Bu hâlde korkuyla uyandı ve kan izini boynunda buldu. Aldığı darbenin acısını da hissetti. Hemen malını (parasını) hatırladı ve aceleyle kalktı (gitti). (Parasını) yerinde buldu. (Parayı) aldı ve memleketi Bağdat’a dönmek üzere yola çıktı. (Bağdat’a) geldiğinde kendi kendine: “Şeyh Hammâd’tan başlasam yaşlı olan o. Şeyh Abdulkadir’den başlasam sözü doğru çıkan da o”, dedi. Bu hâldeyken “Sultan çarşısında” Şeyh Hammâd ile karşılaştı. (Ona):

– Ey Ebû Muzaffer! Şeyh Abdulkadir’den başla. O mahbûb bir adamdır. Senin hakkında Allah’tan on yedi defa niyazda bulundu. Tâ ki senin hakkında (Allah’ın) uyanıkken takdir ettiği öldürülmeyi, (Allah) uykuda (vuku bulmasına tebdil etti). Malının çalınması ve kaybetmen (hususundaki) takdir ettiğini de, unutma (şeklinde vuku bulmasına tebdil etti)”, dedi. Böylece Şeyh Abdulkadir’e geldi ve hemen ilk başta (daha bir şey söylemeden Şeyh) ona:

– Şeyh Hammâd sana, benim senin hakkında Allah’a on yedi defa niyazda bulunduğumu söyledi. (Hak) Mabûd’un izzetine (andolsun ki), Allah’a senin hakkında on yedişer on yedişer ikişerli olarak yetmişi tamamlayıncaya kadar niyazda bulundum. Tâ ki senin hakkında uyanıkken takdir ettiği öldürülmeyi uyku (hâlinde vuku bulmasına tebdil etti). Malının çalınması (hususunda) takdir ettiğini de, unutma (şeklinde vuku bulmasına tebdil etti)”, dedi…

(Hulâsatu’l-Mefâhir fî Menâkıbı’ş-Şeyh Abdulkâdir)

Bu yazı yorumlara kapalı.