Siyah Sancaklılar ne zaman ortaya çıkar? Siyah Sancaklıların ordusunun Komutanı kimdir? Siyah Sancaklılar ortaya çıktığında onlara katılmak Vacip midir? Siyah Sancaklılar, Süfyani ile hangi ülkelerde savaşırlar?

SORU: Siyah Sancaklılar ne zaman ortaya çıkar? Siyah Sancaklıların ordusunun Komutanı kimdir? Siyah Sancaklılar, Süfyani ile hangi ülkelerde savaşırlar? Siyah Sancaklılar ortaya çıktığında onlara katılmak Vacip midir? Haşimî’nin komutanlığındaki Siyah Sancaklılar ile Horasan ve Afganistan’dan çıkacak olan Şuayb b. Salih et-Temîmî komutanlığındaki Siyah Sancaklılar birleşecek mi ve bu ordunu komutanı kim olacaktır? Şuayb b. Salih komutasındaki Siyah Sancaklılar ordusunun İran’daki savaşı nasıl olacaktır ve yardıma gelen ordu kime yardım edecektir? Siyah Sancaklılar Kûfe’deki Haşimoğullarını kurtaracaklar mı? Kûfe’de hangi Cemaat ortaya çıkacaktır? Süfyani, ordusunun “Beyde”’de yere batırılışını duyunca korkacak mıdır? “Beyde”’de yere batırılacak orduyu Süfyani Irak’tan mı yoksa Şam’dan mı gönderecektir?

CEVAP:

(Horasan ahalisi mevzusunda) sonra Maveraünnehir’den bir adam çıkar, ona “Hâris veya Harrâs” denilir. (Ordusunun) önünde bir adam olur. Kureyş’liler Rasûlullah (s.a.v)’e nasıl yardım etmiş imkân sağlamış (kudretli) kılmışlarsa, (“Mansûr” da) âli Muhammed’e yardım eder (malıyla, canıyla, silahıyla) yardım edip (hilafet için) imkân sağlayıp (kudretli) kılar. (Hâris)’e yardım etmek her Mümin’e vaciptir. Bu kişinin az sonra zikredilecek olan Hâşimî kişi olduğu muhtemeldir. Mehdi (a.s)’ın “Cabir” diye lakaplandırıldığı gibi bu kişi de “Hâris” diye lakaplandırılır. Keza (az sonra zikredilecek olan Hâşimî’nin Hâris)’ten başkası olması da muhtemeldir…

(Sonra) Horasan ahalisi Süfyani’nin askerlerine hücum ederler/saldırırlar ve vakalar (hadiseler/çarpışmalar) olur, Tunus’ta bir vaka (burası İran’ın Hazar denizi kıyısındaki tarihi bir bölgedir), (İran’daki) Rey şehrinin köylerinden birisinde bir vaka ve Sicistan sınırında bir vaka olur (Sicistan; İran’ın doğusuyla Afganistan’ın güneybatısını kapsayan coğrafi bölgedir). (Bu orduyla) savaşmaları uzayınca, (Horasanlılar) Benî Haşim’den sağ avucunda ben bulunan bir adama biat ederler. Allah bu kişinin işini ve yolunu kolaylaştırmıştır. Bu kişi ya Mehdi (a.s)’ın baba bir kardeşi veya amcasının oğludur. Bu kişi o vakit doğunun sonunda (bir yerdedir)… (Bu sırada) küçük siyah bayraklarla/sancaklarla birlikte Horasan ve Talikan (Afganistan) ahalisi ortaya çıkar. Bu bayraklar/sancaklar Benî Abbas’ın bayraklarının gayrısından başka bir bayraktır. (Sancağı taşıyan ordunun) önünde (yani kumandan olarak) Temîm’den bir adam olacaktır ki, bu adam (Temîm’in) azat edilmiş kölelerden/hizmetkârlardandır, orta boyludur, sakalı azdır, sakalı yanlardan az (aşağı tarafı uzundur) ve ismi Şuayb b. Salih et-Temîmî’dir. Beş bin (askerle) birlikte çıkar. (Hâşimî’ye Şuayb b. Salih’in çıktığı) haberi ulaşınca onu destekler ve ordunun komutanı yapar, (böylece Hâşimî gencin öncülüğündeki orduyla Şuayb b. Salih’in ordusu birleşmiş olur ve Şuayb b. Salih bu birleşik ordunun komutanı yapılır). (Şuayb b. Salih’in komutanı olduğu bu ordunun) karşısına yerinden oynamayan/azametli/sarsılmaz dağlar bile çıksa, onu devirir (engel tanımaz), Mehdi (a.s) için zemin hazırlar tıpkı Kureyş’lilerin Rasûlullah (s.a.v)’e zemin hazırladıkları (yardım ettikleri, imkân sağladıkları, kudretli kıldıkları) gibi… (Buraya kadar Nuaym b. Hammâd rivayet etmiştir…)

(Bu mevzuda) Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Siyah sancaklıların Horasandan geldiklerini işittiğinizde kar üstünde emekleyerek de olsa ona (siyah sancaklı orduya) geliniz/katılınız…” (Bunu Hâkim rivayet etmiştir…)

Ali (kr.v)’den rivayetle şöyle demiştir: “(Siyah sancaklılar Horasandan geldiklerinde) şayet ben kilitli bir sandığın içinde olsam bile bu kilidi ve sandığı kırar yine de ona (siyah sancaklı orduya) katılırdım…” Diğer bir rivayette ise şöyledir: “Muhakkak onda (siyah sancaklı orduda) Allah’ın Halifesi Mehdi vardır…” (Bunu Hâkim, Ahmed b. Hanbel, Ebû Nuaym ve Ebû Amr ed-Dâî rivayet etmiştir…) Yani o siyah sancaklarda Mehdi’ye yardım vardır (onlarla yardım olunur), çünkü (Horasandan siyah sancaklıların çıktığı) vakit Mehdi (a.s) Mekke’de bulunmaktadır…

(Şuayb b. Salih komutasındaki bu ordu İran’ın güneyinde olan) “Istahar”’daki “Beydâ” denilen yerde Süfyani’nin ordusuyla karşılaşır, atların ayaklarını bileklerine kadar kanlar içerisinde bırakacak şekilde büyük bir savaş olur. Sonra ona “Sicistan” tarafından büyük bir ordu gelir, (ordunun) başında “Benî Adiy”’den bir adam olur ve böylece Allah askerlerini ve yardımcılarını muzaffer kılar… Bu rivayet böyledir. Bu askerlerin (ordunun) Hâşimî’ye yardım etmek için olması muhtemeldir. Buna göre mana; “Allah yardımcılarını/ensârını onlarla düşmanlarına galip getirir” olur. Keza, bu askerlerin (ordunun, Süfyani’nin ordusuyla) savaşmak için gelmiş olması da muhtemeldir. Buna göre ise mana; “Allah yardımcılarını/ensârını onlara galip getirir” olur… En iyisini Allah bilir…

Sonra (İran’da olan) “Rey”’deki vakadan sonra (Irak’ta olan) “Medâin”’de bir vaka (olay/savaş) olur, (Medâin, Bağdat taraflarında -eski İran eyaletinde- Dicle nehrinin iki yakasında/Mezopotamya’da kurulan ve köprülerle birbirine bağlanan yedi şehre verilen isimdir). “Âkırkavfe”’de (Bağdat’ın yakınında bir belde olup haliyen Bağdat’ın batısı olmuştur, Kerkük diyenler de vardır), ondan kurtulan her bir kişinin anlatıp haber vereceği çetin bir vaka olur…

(Sonra) siyah sancaklılar yaklaşır/gelir ta ki suya inerler/varırlar. Hadiste böyle ıtlak olunmuştur (yani sadece “suya inerler” denilmiş hangi su olduğu belirtilmemiştir). Muhtemelen bu Dicle nehrinin suyudur…

(Sonra siyah sancaklıların Dicle kenarına geldikleri haberi) Kûfe’deki Süfyani taraftarlarına ulaşır ve (oradan) kaçarlar. (Sonra siyah sancaklılar) Kûfeye gelirler ve Benî Haşim’den kim varsa hepsini kurtarırlar…

Sonra Kûfe ahalisinden kendilerine “suub veya usub” denilen kimseler/cemaat ortaya çıkar ki beraberlerinde çok az silah olur ve içlerinde Süfyani’nin ashabını (taraftarlarını) terk etmiş Basra ahalisinden bazı kimseler de vardır. Böylece (Süfyani’nin taraftarlarının) elinde bulunan Kûfe’li esirleri kurtarırlar…

(Sonra) siyah sancaklılar biatlarını Mehdi (a.s)’a gönderirler. (Sonra) Mehdi (a.s) Hicaz’dan gelir, Sahrî/Süfyani ise ordusunun yere batırıldığı haberi kendisine ulaştıktan sona Kûfe’den gelir, (ordusunun yere batırılış haberi) onu korkutmaz…

(Mehdi ve Süfyani Şam’a giderken) sanki (birbirleriyle yarışan) iki yarış atı gibi giderler, fakat Süfyani (Şam’a Mehdi’den önce varır) ve hemen Şam’dan Mehdi üzerine başka bir ordu gönderir. Bu ordu Mehdi (a.s)’a Hicaz arazisinde yetişir ve O’na Mehdi olarak biat ederler (sonra da) O’nunla birlikte Şam’a giderler…

Bazı rivayetlerde, yere batırılan ordunun Şam’dan gönderilen ordu olduğu zikredilmiştir. Bazı rivayetlerde ise yere batırılan ordunun Irak’tan gönderilen ordu olduğu zikredilmiştir. İbn-i Hacer’in dediği gibi bu rivayetler arasında çelişki/zıtlık yoktur. Çünkü orduyu gönderme Irak’tandır (buna binaen ordu Irak’a nisbet edilmiştir), ancak orduyu oluşturan askerler Şam’lı olunca diğer rivayetlerde (ordu) Şam’a nisbet edilmiştir… Keza bir rivayette Mehdi (a.s) Bedir Ehlinin adedi sayısınca kişiyle birlikte (Süfyani’nin Şamdan gönderdiği) bu ikinci ordu ile savaşır, Mehdi’nin o gün ashabının/taraftarlarının zırhları/kalkanları (at, merkep ve benzerlerinin üzerine konulan) çullardır/açkılardır. İşte o gün gökyüzünden şöyle bir ses işitilir: “Dikkat ediniz! Allah’ın dostları Mehdi’nin ashabıdır (Mehdi’ye tabi olanlardır).” Bunun üzerine Süfyani’nin ashabı/taraftarları/ordusu hezimete uğrar, öldürülürler, öyle ki ancak kaçanlar kurtulur. (Bu kaçan kişiler) Süfyani’ye gidip (olanları) haber verirler. Bu (husustaki) rivayetlerin arasını bulmak şöylece mümkün olabilir: (Süfyani ordusundakilerin) bazısı Mehdi’ye biat eder, bazısı ise Mehdi ile savaşır ve hezimete uğrarlar. Yahut Mehdi ile savaşan bu kimseler Süfyani’nin Medine Emirine Mekke’ye gönderttirdiği (askerlerdir) ki buna daha önce yukarıda işaret edilmişti. Bu (son söylenen sözü), “Mehdi (a.s)’ın bu orduya karşı Bedir Ehlinin sayısınca kişilerle birlikte savaşacağı ve Mehdi’nin o gün ashabının/taraftarlarının zırhları/kalkanları (at, merkep ve benzerlerinin üzerine konulan) çullar/açkılar olacağı” hususu da teyit etmektedir. Zira biat etmenin ilk başlarında bu sıfatlar onların haline uygun düşmektedir. Hicaz’ı istila ettikten (hepsini ele geçirdikten) sonra ise Mehdi’nin asker sayısı zaten (Bedir Ehlinin sayısından) çok olacaktır… En doğrusunu Allah bilir…

(el-İşâatü li-Eşrâti’s-Sâati, Müellif; Şerif, Seyyid Muhammed b. Rasûl el-Hüseynî el-Berzencî)

Bu yazı yorumlara kapalı.