Ramazanın kazası, nezir orucu ve kazası, bozulan nafile orucun kazası, zıhâr keffareti orucu, adam öldürme keffareti orucu, yemin keffareti orucu, Ramazanda oruç bozma keffareti orucu, av avlama keffareti orucu, tıraş olma keffareti orucu ve mut’a orucuna niyet etme vakti ne zamandır ve bu husustaki şart nedir? Bu oruçlara gündüz fecir doğduktan sonra niyet ederse hükmü ne olur? Keza gündüz niyet ettiği bu orucu bozarsa hükmü ne olur? Bu oruçlara niyet ederken kişinin kalbiyle hangi orucu tuttuğunu bilmesi yeterli midir?

1- SORU: Ramazanın kazası orucuna, mutlak nezir/belirli olmayan adak orucuna, muayyen nezir/belirli adak orucunun kazasına, bozulan nafile orucun kazasına, zıhâr keffareti orucuna, katl/adam öldürme keffareti orucuna, yemin keffareti orucuna, iftar etme (Ramazanda oruç bozma) keffareti orucuna, av avlama (cezası/keffareti) orucuna, tıraş olma (cezası/keffareti) orucuna ve mut’a orucuna niyet etme vakti ne zamandır ve bu husustaki şart nedir?

CEVAP:

Ramazanın kazası orucuna, mutlak nezir/belirli olmayan adak orucuna, muayyen nezir/belirli adak orucunun kazasına, bozulan nafile orucun kazasına, zıhâr keffareti orucuna, katl/adam öldürme keffareti orucuna, yemin keffareti orucuna, iftar etme (Ramazanda oruç bozma) keffareti orucuna, av avlama (cezası/keffareti) orucuna, tıraş olma (cezası/keffareti) orucuna[1] ve mut’a[2] orucuna niyet etme hususundaki şart, (niyetle orucun mukarin/bitişik olabilmesi için) niyetin fecrin başında yani ilk cüzünde yapılması ve hangi oruç olduğunun tayin edilip belirtilmesidir. Hangi oruç olduğu tayin edilip belirtilmesi lazımdır, zira bu oruçların sene içerisinde ne zaman tutulacağının vakti belirli değildir. Ramazanın edası ve muayyen nezir ise böyle değildir, onların ne zaman tutulacağının vakti bellidir. Sayılan bu oruçlara geceden niyetlenmek ise “hükmen fecirde niyetlenmek” sayılmış (olup, bu niyet geçerli ve sahihtir). Zira fecir vaktini aramada meşakkat ve zorluk vardır, meşakkat ise dinden kaldırılmıştır ve bundan dolayı, “geceden niyetlenmek hükmen fecirde niyetlenmektir” denilmiştir. (İbn-i Âbidîn, Oruç Bahsi)

 

[1] Tıraş fidyesi ve av cezası orucunda, hacı oruç tutmayı tercih ederse tutar.

[2] Mut’a orucu: Mut’a orucu, Temettu haccında Temettu kurbanı kesemeyecek olan kimsenin tuttuğu oruçtur. Kıran haccında da hüküm budur. Bu şekilde hac yapan bir kimse, hacdan önce üç gün, döndüğü zaman ise yedi gün oruç tutar. (İbn-i Âbidîn, Oruç Bahsi)

 

 

2- SORU: Yukarıda (1’nci soruda) zikrettiğiniz bu oruçlara fecrin evvelinde yahut geceden niyet edilmesinin ve hangi oruç olduğunun belirtilmesinin şart olduğunu söylediniz. Şayet bir kimse bu oruçlara gündüz fecir doğduktan sonra niyet ederse hükmü ne olur? Keza gündüz niyet ettiği bu orucu bozarsa hükmü ne olur?

CEVAP:

Ramazanın kazası orucuna, mutlak nezir/belirli olmayan adak orucuna, muayyen nezir/belirli adak orucunun kazasına, bozulan nafile orucun kazasına, zıhâr keffareti orucuna, katl/adam öldürme keffareti orucuna, yemin keffareti orucuna, iftar etme (Ramazanda oruç bozma) keffareti orucuna, av avlama (cezası/keffareti) orucuna, tıraş olma (cezası/keffareti) orucuna ve mut’a orucuna gündüz (yani fecirden sonra) niyet ederse, tuttuğu oruç nafile olmuş olur.

Nafileye dönüşen bu orucu tamamlamak ise müstehaptır. Şayet nafileye dönüşen bu orucu bozarsa, kaza etmesi lazım gelmez. (İbn-i Âbidîn, Oruç Bahsi)

Yukarıdaki hüküm, (Arapça) el-Bahru’r-Râik Şerhu Kenzu’d-Dekâik isimli eserde Fethu’l-Kadîr’den naklen şöyle açıklanmıştır: “Şayet bir kimse kaza orucuna geceden niyet edileceğini bilmez de kaza orucuna gündüz yani fecirden sonra niyet ederse, bu özür sayılır, orucu nafile olur ve şayet orucu bozarsa kaza etmesi gerekmez. Bu kimsenin hükmü “maznûn” kişinin orucunun hükmü gibidir.

(Anlaşılacağı üzere bu vasıftaki orucun kazasının lazım gelmemesi, geceden niyet etmenin şart olduğunun bilinmemesine bağlanmıştır.)

Şayet kaza orucuna geceden niyet etmenin şart olduğunu bilerek bu oruçlara gündüz niyet ederse, bu özür sayılmaz, keza bu orucu nafile olur ve eğer bozarsa kazası lazım gelir. Bu kimsenin hükmü “maznûn” kişinin orucunun hükmü gibi olmaz.”

İbn-i Âbidîn başka bir yerde bununla ilgili hükmü mutlak zikretmiştir ve şöyle demiştir: “Bu kimse kaza orucuna geceden niyet edilmesinin şart olduğunu ister bilsin ister bilmesin, her iki halde de özür sayılmaz, tuttuğu oruç kaza değil nafile olur ve eğer bozarsa kaza etmesi lazım gelir. Bu kimsenin hükmü her iki durumda da “maznûn” kişinin orucunun hükmü gibi olmaz. Anla!”

 

 

3- SORU: Yukarıda (1’nci soruda) zikrettiğiniz bu oruçlara niyet ederken kişinin kalbiyle hangi orucu tuttuğunu bilmesi yeterli midir?

CEVAP:

Ramazanın kazası orucu, mutlak nezir/belirli olmayan adak orucu, muayyen nezir/belirli adak orucunun kazası, bozulan nafile orucun kazası, zıhâr keffareti orucu, katl/adam öldürme keffareti orucu, yemin keffareti orucu, iftar etme (Ramazanda oruç bozma) keffareti orucu, av avlama (cezası/keffareti) orucu, tıraş olma (cezası/keffareti) orucu ve mut’a oruçları gibi tayin olunup belirtilmesi şart olan oruçlara niyet ederken, kişinin kalbiyle hangi orucu tuttuğun bilmesi gereklidir. Zira niyet bir çeşit iradedir/istemektir, bir şeyi irade edip istemek ise ancak o şeyi bildikten sonra mümkün olur.

Sair oruçlarda yani tayin olup belirtilmesi şart olmayan oruçlara niyet ederken ise, kişinin sadece kalbiyle oruç tutacağını bilmesi niyet olarak yeterlidir. (İbn-i Âbidîn, Oruç Bahsi)

Bu yazı yorumlara kapalı.