SORU: Bir kimse satın aldığı veya kendisine hibe edilen veya miras kalan bir cariyeye ne zaman cinsî yakınlıkta bulunabilir veya bu cariyeyi ne zaman öpüp kucaklamasının helal olur? Bir cariyeye bir âdet görmeden yaklaşmak için çare aramanın hükmü nedir? Bir cariyeye bir âdet görmeden yaklaşmanın çareleri nelerdir? Nkahta bir arada bulunması haram olan iki cariyeye cinsî münasebette bulunmak da haram mıdır?
CEVAP:
a) Bir kimse satın alma yoluyla veya kendisine hibe edilme yoluyla yahut kendisine miras kalması yoluyla bir cariyeye malik olursa; 1- Eğer cariye âdet gören bir cariye ise bir âdet geçmeden 2- Eğer cariye küçük olduğundan dolayı âdet görmüyorsa bir ay geçmeden 3- Eğer cariye âdetten kesilmiş ise bir ay geçmeden 4- Eğer cariye yaşlılıktan dolayı değil de herhangi bir sebepten dolayı âdetten kesilmiş ise üç ay geçmeden, İmam Muhammed (rh.a)’e göre dört ay on gün, ondan diğer bir rivayete göre ise iki ay beş gün geçmeden 5- Eğer cariye hamile ise doğum yapıp lohusalık müddeti bitinceye kadar, bu erkeğin bu suretlerden birisiyle malik olduğu cariyesine cinsî yakınlıkta bulunması haram olur, keza bu cariyeyi öpmesi, sıkması ve kucaklaması da haram olur. Zira Rasûlullah (s.a.v); “Dikkat edin! Gebe olanlara doğum yapıncaya kadar, gebe olmayanlara bir âdet/hayız görünceye kadar cinsî yakınlıkta bulunulmaz” buyurmuştur…
b) Ebû Yusuf (rh.a)’e göre bir cariyeye bir âdet görmeden yaklaşmak için çare aramak mekruh değildir. İmam Muhammed (rh.a)’e göre mekruhtur, zira şer’î hükümlerden kaçmak müminlerin ahlakı değildir…
c) Bir cariye satın alan kimse, cariyeyi satan kimsenin ona cinsî yakınlıkta bulunmadığını bilirse, cariye bir âdet görmeden ona cinsî yakınlıkta bulunmak için Ebû Yusuf (rh.a)’in kavliyle amel edilerek çare aranması mekruh değildir. Eğer satan kişinin cariyeye cinsî yakınlıkta bulunma ihtimali olursa, İmam Muhammed (rh.a)’in kavliyle amel edip cariye bir âdet görmeden ona cinsî yakınlıkta bulunmak için çare aramak mekruhtur…
d) Bir cariyenin âdet görmesini beklemeden ona cinsî yakınlıkta bulunmanın çaresi;
1- Bir cariyenin âdet görmesini beklemeden ona cinsî yakınlıkta bulunmanın çaresi; satın alacak kimsenin nikâhı altında hür kadın bulunmazsa satın almadan önce cariye ile evlenir. Sonra satın alır. Karısı olan cariyeyi satın alınca nikâh bozulur ve âdet görmeden ona cinsî yakınlıkta bulunması helal olur…
2- Tatarhâniyye’de Zahîre’den şöyle nakledilmiştir: “Bir cariyenin âdet görmesini beklemeden ona cinsî yakınlıkta bulunmanın çaresi; satın aldığı cariyeyi kitâbete keser (mükatep köle yapar). Sonra cariyenin rızasıyla kitâbeti bozar. Bu takdirde cariye âdet görmeden ona cinsî yakınlıkta bulunması helal olur…”
3- Bir cariyenin âdet görmesini beklemeden ona cinsî yakınlıkta bulunmanın çaresi; cariyeyi satacak kimse cariyeyi satmadan önce cariyeyi itimat ettiği bir kimseyle evlendirir veya satın alan kimse satın alıp teslim almadan önce itimat ettiği bir kimseyle evlendirir. Sonra satın alacak kimse satın aldıktan sonra veya satın alıp da teslim almayan kimse teslim aldıktan sonra cariye henüz satın alan kimsenin yanında iken cariyenin kocası cariyeyi boşar. Böylece cariye âdet görmeden satın alan kimsenin ona cinsî yakınlıkta bulunması helal olur. Cariyenin âdet görmeden efendisine helal olmasının nedeni; kişi, başkasını nikâhlısını satın almıştır, cariyenin kocası boşamadıkça efendisinin cinsî yakınlıkta bulunması helal olmaz. Cariyenin kocası cinsî yakınlıkta bulunmadan önce boşadığından dolayı, efendisinin cariyeye cinsî yakınlıkta bulunması helal olur.
Fetevây-i Kâdîhân’da şöyle denilmiştir: “Efendi, evlendirdiği cariyesinin kocasının cariyeyi boşamayacağında korkarsa, bundan da kurtuluş yolu; cariyesini evlendirirken, dilediği zaman cariyesini boşama hakkını kendi üzerine alır, bu takdirde efendi cariyesini dilediği zaman boşayabilir…”
e) Nikâh cihetiyle bir arada bulunması caiz olmayan iki cariyeye bir kimse malik olsa, bu cariyelerden ancak birisine cinsî yakınlıkta bulunması, öpmesi, sıkması ve kucaklaması helal olur. İkisine birden cinsî yakınlıkta bulunması ve öpmesi, sıkması haramdır… (Mültekâ/Mevkûfât)