Mehdi (a.s)’ın yapacağı Melhametü’l-Kübrâ/Büyük Savaş hakkında Müslim ve Hâkim’in rivayeti nasıldır?

SORU: Mehdi (a.s)’ın yapacağı Melhametü’l-Kübrâ/Büyük Savaş hakkında Müslim ve Hâkim’in rivayeti nasıldır? Süfyani öldürüldükten sonra Mehdi (a.s)’ın 9 seneliğine Rumlarla/Batıyla sulh anlaşması yaparak birlikte Rumların/Batının düşmanlarına karşı savaşacak mıdır? Mehdi (a.s)’ın 9 seneliğine Rumlarla/Batıyla sulh anlaşmasının bozulması ve Rumların/Batılıların 9 ay içerisinde 960 bin kişilik ordu hazırlayıp denizden Halep ve Antakya civarına gelip Dimeşk/Şam şehri ve “mu’tak” haricindeki Şam arazisinin tamamını karasıyla deniziyle almaları nasıl olacaktır? Rumların/Batılıların 960 bin kişilik bu ordusunun karşısına Medine’nin en hayırlılarından bir ordunun çıkması 3’te birinin geri kaçması, 3’te birinin öldürülmesi ve 3’te birine de fetih nasip olması nasıl olacaktır? Medine’nin en hayırlılarından oluşan bu orduda savaşta geri kaçan 3’te birin tevbesini Allah (cc) kabul edecek mi?

CEVAP:

Melhametü’l-Kübrâ/Büyük Savaş hususunda Müslim ve Hâkim’in rivayeti şöyledir:

Süfyani öldükten sonra (Mehdi a.s), Rumlarla/Batılılarla güvenlik anlaşması/sulh yapar. Bazı rivayetlerde güvenlik anlaşmasının müddeti 9 senedir. Öyle ki (bu anlaşmaya binaen) Müslümanlar, Rumların/Batılıların arkalarındaki düşmanlarına karşı Rumlarla/Batılılarla birlikte savaşırlar. (Bu savaşta) Müslümanlar galip gelirler ve ganimet elde ederler. (Sonra) giderler ta ki “Merc-i zî Telûl” denilen (Haleb’in kuzeyindeki) yere gelirler. (Bu yere geldiklerinde) Rumlardan bir kişi “Haç galip geldi” der, Müslümanlardan bir kişi de “Bilakis Allah galip geldi” der ve aralarında (“haç galip geldi” “Allah galip geldi” diyerek) galip gelme hususunda atışırlar, bunun üzerine onlardan uzak olmayan bu Müslüman kişi onların haç’ına saldırır ve vurup kırar, Rumlar/Batılılarla da haç’larını kıran bu kişiye saldırırlar ve onu öldürürler. Bunun üzerine Müslümanlar silahlarına davranırlar ve (Rumlarla/Batılılarla Müslümanlar) savaşırlar. Allah (c.c) bu bir avuç Müslüman’a şehitliği lütfeder de (şehit olurlar). Son kişisine kadar öldürülürler. Bu (olaydan sonra) Rumlar/Batılılar Krallarına/Devlet Başkanlarına gidip; “Arapların şerri hususunda biz sana kâfi geldik, (zira) onların yiğitlerini öldürdük. (Onlara saldırmak için) daha ne bekliyorsun” derler. Bunun üzerine bir kadının doğum süresi olan 9 ay içerisinde toparlanırlar ve 80 sancak altında gelirler. (Bu 80 sancaktan) her sancak altında 12 bin (asker vardır, yani 960 bin askerlik bir ordudur). Böylece “Amik/A’mâk veya Dâbık” denilen yere gelirler ki bu yerler Halep ve Antakya yakınlarında mevkilerdir. “Amik”, Halep çevresinde bir bölgenin ismidir. “A’mâk”, Halep ve Antakya arasında suyu bol olup ancak yazın kuruyan bir akarsuyun döküldüğü yerdir…

(Bu 80 sancaklık ordunun) karşısına Medine ahalisinden bir bölük/gurup asker çıkar ki o gün bunlar Medine ahalisinin en hayırlılarından olup Mehdi (a.s) ile beraber çıkanlardır. (Medine ahalisinden bu askerler savaş için) saf tuttuklarında Rumlar; “Bizimle, bizden esir ettiğiniz ve dinlerinden dönmüş olup bize karşı savaşan bu kişilerin arasından çekilin de onlarla savaşalım yahut -diğer manaya göre- bizimle, evlatlarımızı ve kadınlarımızı esir edenlerin arasından çekilin de onlarla savaşalım ” derler, Müslümanlar da; “Hayır, vallahi sizinle kardeşlerimizin arasından çekilmeyeceğiz” derler. Bunun üzerine (savaşırlar) ve Müslümanların 3’te biri hezimete uğrayıp (geri kaçarlar) ki Allah onların tevbesini ebediyen kabul etmez, 3’te biri öldürülürler ki onlar Allah katında şehitlerin en faziletlileridir ve 3’te birine de fetih nasip olur ki onlar (bundan sonra) ebediyen fitneye duçar olmazlar… (Bunu Müslim ve Hâkim rivayet etmiştir…)

 

(Melhametü’l-Kübrâ/Büyük Savaş hususu) bir rivayette de şöyledir: Müslümanlar, “fedai bölüğüne” (düşmanla savaşıp) “ancak zafer elde etmiş olarak dönmelerini şart koşarlar.” Bunun üzerine (fedai bölüğü akşama kadar) savaşır ta ki (düşmanla) aralarını gece ayırır (yani gece olup hava karardığından dolayı düşmanla savaşmayı bırakmak zorunda kalırlar) ve hem fedai bölüğü hem de düşman askerleri zafer elde edemeden geri dönerler. Sonra Müslümanlar yine “fedai bölüğüne”, “ancak zafer elde etmiş olarak dönmelerini şart koşarlar.” Ancak “fedai bölüğü” yine zafer elde edemeden geri dönerler. Bu durum böylece 3 gün devam eder. Dördüncü gün olduğunda arta kalan bütün Müslümanlar düşmana karşı hücuma geçerler ve böylece Allah (c.c) hezimeti kâfirlerin üzerine kılar/indirir, (nihayetinde Müslümanlar) savaşa öyle bir tutuşurlar ki bu savaşın bir misli görülmemiştir, öyle ki (havada uçan) kuş onların tarafından geçer de daha savaş bölgesini geçemeden ölüp yere düşer. (Savaşın başında) aynı babanın/atanın evladı olanlar birbirlerini sayarlar da 100 kişi olduklarını görürler, (savaşın sonunda) ise onlardan sadece bir kişinin kaldığını görürler. Binaenaleyh (bu savaşın sonunda) ne bir miras paylaşılır, ne de ganimet elde edildiğinden dolayı sevinilir, (miras paylaşılmaz çünkü miras paylaşmak için aileden kimse kalmamıştır, ganimete sevinilmez çünkü kayıp büyüktür). (Keza savaşın sonunda) 50 kadın için (sadece) bir kayyım (yani kadınların işlerini görecek/idare edecek/onları görüp gözetecek bir) erkek düşer. (Sonra arkalarından) vuruşlar/darbeler yaparak ve öldürerek (Müslümanlar, kâfirlerin) peşlerine düşerler ta ki “Büyük Kostantiniyye”’ye/Roma’ya varırlar…  (Bunu Müslim rivayet etmiştir…)

(el-İşâatü li-Eşrâti’s-Sâati, Müellif; Şerif, Seyyid Muhammed b. Rasûl el-Hüseynî el-Berzencî)

Bu yazı yorumlara kapalı.