Hava Parası caiz midir?

SORU: Hava Parası nedir? Hava Parası kimler arasında cereyan eder ve hangi şekillerde olur? Hava Parasını hangi durumlarda almak caizdir? Hava Parası alınmasının caiz olması için bulunması gereken şartlar nelerdir? En ihtiyatlı olan davranış hangisidir? Bu hususta daha önce verilen fetvalar…

CEVAP:

1- Hava parası nedir?

Memleketimizde, kiralanmış bir yerin boşaltılması karşılığında çıkan kiracıya örf olarak ödenen paraya “hava parası” denir. Hava parasının tarifi asırdan asıra ve toplumdan topluma, örflerin değişmesiyle değişebilmektedir. Ülkemizde hava parası genellikle ticarî faaliyet için kullanılan taşınmazların kiralanması için alınmaktadır…

Hava parası “kaparo” veya “depozito” değildir. Bunlar birbirine karıştırılmamalıdır…

 

2- Hava parası kimler arasında cereyan eder ve hangi şekillerde olur?

Gayr-i menkul için hava parası verme hususu, mal sahibi, eski kiracı ve yeni kiracı arasında muhtelif durumlarda cereyan edip dört şekilden biri ile gerçekleşir:

a) Mal sahibi ile kiracı arasında olup, hava parası anlaşmasının kira akdi yapılırken olması…

b) Mal sahibi ile kiracı arasında olup, hava parası anlaşmasının, kira süresi içerisinde yahut kira süresinin bitiminde yapılması…

c) Hava parası anlaşmasının mevcut kiracı ile yeni kiracı arasında olup, kira süresi içerisinde yahut kira süresinin bitiminde yapılması…

d) Hava parası anlaşmasının, yeni kiracı, eski kiracı ve mal sahibi arasında olup, ya kira süresi içerisinde ya da bittikten sonra yapılması…

 

3- Hava parasını hangi durumlarda almak caizdir?

a) Aylık kira bedelinden ayrı olarak belli miktardaki bir meblağı kiracının mal sahibine -hava parası olarak – ödemesi caizdir. Çünkü bu para, üzerinde anlaşılan kira bedelinin bir parçası olarak kabul edilir…

Mesela; aylık 500 lira kiraya tutulan bir dükkân için kiradan hariç bir defalığına olmak üzere mal sahibine 1000 lira ödenmesi gibi…

b) Kiracının, kira süresi dolmadan gayr-i menkulü boşaltması karşılığında, mal sahibinden belli bir miktar hava parası almak üzere anlaşması caizdir. Çünkü bu para, kiracının mal sahibinden satın aldığı yararlanma hakkından kendi rızasıyla vazgeçmesinin karşılığıdır…

Kiracının bu parayı alabilme durumu kira akdi devam ettiği ve karşılıklı anlaşma yapıldığı takdirdedir. Yani kira akdi sarahaten veya zımnen yenilenmiş olmalıdır. Kira akdi bitmiş ise kiracının böyle bir talepte bulunması caiz değildir…

Mesela; işyerini 5 yıllığına kiraya veren mal sahibi, 2 yıl sonra sözleşmeyi feshetmek istediğinde kiracı iş yerini boşaltma karşılığında mal sahibinden belli bir miktar hava parası talep edebilir. Çünkü bu para, hakkı olduğu halde yararlanmaktan vazgeçtiği o yerin menfaatinin karşılığıdır; fakat kira süresi dolmuşsa kiracının hava parası istemesi caiz olmaz. İşyerini boşaltıp sahibine teslim etmesi gerekir. Çünkü öncelikli olarak mal sahibinin buradan yararlanma hakkı vardır…

c) Eski kiracı ile yeni kiracının, kira müddeti içerisinde, eski kiracının hakkından vazgeçmesi karşılığında hava parası ödenmesi üzerinde anlaşmaları caizdir. Ancak bu sözleşme yapılırken, mal sahibi ile ilk kiracı arasında yapılan kira sözleşmesine ve İslâm hukukunun kira sözleşmesi hakkında koymuş olduğu kurallara riayet edilmelidir…

Uzun süreli kiralamalarda ise, kira konusu malın mal sahibinin onayı alınmadan yeni bir kiracıya kiralanması caiz değildir…

Kira müddeti bittikten sonra eski kiracının gayr-i menkulü başka birine kiraya vermesi durumunda hava parası alması caiz değildir. Çünkü satın aldığı faydalanma hakkı bitmiş olup maldan faydalanma hakkı asıl malike geçmiştir. Kişinin maliki olmadığı bir hakkın karşılığında bir bedel alması ise caiz değildir…

(İslâm Fıkıh Akademisi’nin hava parası ili ilgili kararlarından alınmıştır…)

 

4- Hava parası alınmasının caiz olması için bulunması gereken şartlar nelerdir?

1- Eski kiracının yeni kiracıdan hava parası alabilmesi için mal sahibi ile kiracı arasındaki kira akdi devam ediyor olmalıdır…

2- Hava parası alınacak memlekette bu uygulama yaygın olarak yapılır olup örf haline gelmiş olmalıdır. Hava parası uygulamasının örf haline gelmediği bir yerde hava parası caiz değildir…

Hava parasının cevazının kaynağı örf olduğundan dolayı, hava parasının örf olduğu bir memlekette ileriki zamanlarda bu uygulama örften kalkarsa hava parasının cevazı da kalkar…

3- Eski kiracının, dükkânı yeni kiracıya hava parası alarak devretmesi halinde mal sahibinin buna rızasının olması gerekmektedir…

4- Hava parası muamelesinden mal sahibi herhangi bir zarar görmemelidir…

5- Hava parası uygulaması haksız kazanç elde etme noktasında suiistimal edilirse o takdirde alınan para haram olur. Unutulmamalıdır ki “bizi aldatan bizden değildir…”

 

Sonuç…

1- Hava parasını mal sahibinin alması durumunda alınan bu para kiranın bir cüzü olarak kabul edilir…

2- Hava parasını kiracının, başka bir kiracıdan alması durumunda ise alınan bu para kiracının oturma hakkından vazgeçmesinin karşılığı olarak kabul edilir…

3- Yukarıdaki şartlar yerine getirildiği takdirde hava parası alınıp verilebilir; ancak şartlardan herhangi biri bulunmadığı veya ihlal edildiği takdirde hava parası almakta vermekte haram olur…

 

Not…

Kişi hava parası ile kiraladığı bir yeri boşaltırken, tabiatıyla kendisi de başkasından hava parası almak durumunda kalacaktır. Hava parasını alma veya verme durumuyla karşı karşıya kalındığında en efdal ve güvenilir olan böyle bir işe hiç girmemektir. Eğer imkân var ise gayr-i menkul, hava parasının istenmediği bir yerden kiralanmalıdır. Bu en ihtiyatlı olan yoldur. Şüpheliyi bırakıp şüphesizi almak demektir…

 

5- Bu hususta daha önce verilen fetvalar…

1- Tunus’ta hicrî 1200 yıllarında zamanın Tunus Müftüsü İbrahim er-Reyâhî, Tunus Mâlikî mezhebi Müftüsü Şeyh Şâzelî b. Salih Ba’s, Tunus Kâdısı Şeyh Muhammed es-Sunûsî gibi Malikî âlimler, Tunus’ta bulunan örf ve âdet ile amel ederek, kiracının bir yeri boşaltması karşılığında ivaz (karşılık) almasının caiz olduğunu kabul etmektedirler. Ayrıca Faslılardan da buna benzer cevaz fetvaları nakledilmiştir… (Zuhaylî, (dört mezhebe göre) İslâm Fıkhı İcar Bahsi)

2- Vakıf bırakan kişi veya vakıf mütevellisi ya da mal sahibi, dükkâna muayyen bir meblağ takdir edip bu parayı orada oturandan alır. O meblağ karşılığında da kanunî bir belge verir. İşte bundan sonra dükkân sahibi, hulûv (boşaltma) hakkı sabit olan kişiyi (kiracıyı) dükkândan çıkartamadığı gibi onu (dükkânı) başka birine de kiraya veremez. Ancak dükkânı kiralayandan alınan parayı (kiracıya) iade ederse o zaman bir başkasına kiraya verebilir. Sonra gelen âlimlerin faizden çıkış olarak, örf haline getirdikleri “bey’u bi’l-vefâ”ya kıyasla böyle bir muamelenin de caiz olduğuna fetva verilir… (İbn-i Âbidîn)